Anlar
Kısa, küçük, önemsiz, uc uca eklenince adına ömür dediğimiz anlar
Ben küçükken pilot olmak isterdim hep. Orta okulun sonunda Kuleli Askeri Lisesine başvurduk. Belgeleri topladığım bir ara okula da uğradım, yaz tatili okul kapalı. Biraz bahçede vakit geçirdim, birkaç kişi var eve döneceğim, tam okuldan ayrılırken okulun çıkış kapısındayken binanın kapısında bir yazı gördüm uzaktan. A4 kağıda yazılmış, okunmayacak kadar uzaktaydı, nedense gittim okudum. Kağıtta Polis Koleji Sınavları için başvuru ile ilgili bir şeyler yazılıydı, okumakla kalmadım çıktım yukarı formları aldım. Sonra Polis Kolejine de başvurduk.Kuleli yi yedek 110. Polis Kolejini 39. olarak kazandım. Polis Koleji için hemen intibak eğitimine aldılar ordan dönünce Yalvaç'a (memleketim) tatile gittik biz tatildeyken Kuleli de yedek olarak sıra bana gelmiş, çağırmışlar (mektup ile) aksilik haber veren olmayınca Kuleli'ye giremedim. Çağrıldığımı da seneler sonra öğrendim, üzülürüm diye benden saklamışlar.
Orta okuldayken bir arkadaşım vardı, çıkışta gider ona bilgisayar oyunu alırdık. Alırdık dediğime bakmayın, o alırdı. Aldığıda bir kaset. Ertesi gün nasıl oynadığını filan anlatırdı ama bir türlü o kaset ile ne oynadığını nasıl oynadığını anlayamazdım, merak ederdim. Benim bildiğim ses kaseti başından sonuna döner biterdi. Bilim ve Teknik dergisinin arkasında sürekli olarak Sinclair marka bilgisayarın reklamı olurdu gerçekte ne olduğunu bilmeden sürekli bilgisayarım olmasını hayal ederdim. Üstünden iki sene geçmişti Polis Kolejin birinci sınıfta (hazırlıktan sonra 1986 ) etüd başlamak üzereyken baktım Ali (Ali Çakıcı) arkada sırasında oturmuş deftere birşeyler yazıyor.
"Bu ne lan" dedim
"Bilgisayar programı" dedi.
ilk bilgisayar programını orda gördüm. Ali bana anlattı, anlattıkça çok sevdim.
Biz yatılı okuduğumuzdan bilgisayar yok ortada, Ali deftere program yazıyordu. Bir defterde benim oldu, senelerce deftere program yazdım ben, defterde debug ettim, hayalimde çalıştırdım. Sonra eve gidince yazıp denerdik.
Bir arkadaşa bilgisayar alındı, geldi ballandıra ballandıra anlattı. Çok zırladım sonra bilgisayar alsınlar diye. Önceleri anlatamadım bir türlü ne olduğunu, sonra babam "Nerden alıcaz" dedi.
Bir cuma günü babam beni almaya geldi okula, ordan çıktık Güngören'e gittik, Arçelik bayisi gibi bir yerdi. Commodore 64' ü aldık.Aslında ben hep bilgisayarı alınca şöyle süper bişi olucak, acayip mutlu olucam diye hayal ederdim ama kucağımda kutuyla eve giderken hiç bir şey hissetmedim.
Eve gidince bigisayarı açtım, Elektrik kablosunu, sonrada tv çıkışını renkli televizyona taktım. O zamanlar her evde iki televizyon olurdu, biri renkli, biri de atmaya kıyamadığımız eski siyah beyaz olan. İlk defa meşhur Commodore mavi ekranını öylece gördüm. Bilgisayarla birlikte bir kaç oyun kaseti ve bir kitap vermişlerdi. Oyun kasetlerini taktım ama hiç bir şey çalışmadı, sonra kafa ayar programı diye bir kaset vardı onu taktım, ekrana çizgiler geldi. Yukarıdan aşağı sürekli akan bir şerit ve noktalar vardı, bir de yazı "Çizgiler birleşene kadar vidayı çevirin"
O vidayı bir türlü bulamadım. Bu arada bizimkiler sıkıldılar ben birşey gösteremeden diğer odaya siyah beyaz televizyonda dizi izlemeye gittiler. Çok bozuldum bu işe. Birlikte verilen kitabı okudum ve orda anlatılanları yaparak (aynısını yazarak) ilk bilgisayar programımı yazdım. Bir döngü içerisinde 1 ile 6 arasında rasgele sayı seçerek zar atıyordu. Heyecanla bunu bizimkilere gösterdim ama anlamadılar. Sonraki bir ay ben bu kafa ayar meselesini çözemedim, ilk bir ayımda hiç oyun oynayamadım, tek yaptığım şey, o kitaptan program yazmak oldu
...

