Phoenix Kontrol Listesi

Daha önce internette görüp not adığım bir listeyi türkçeleştireyim dedim.

Söylenen, bunun bir CIA tarafından problemlerin tanımlanması ve çözüm için plan oluşturulması aşamamasında kullanılan bir kontrol listesi olduğu. 

Kimin kullandığından çok problem çözmeye sistematik bir yol getirdiği için önemli görüyorum. Takılıp kalmaktansa ilerlemek için  bir yol olabilir.


 

Problem

Bu problemi çözmeyi gerektirecek gereklilik nedir?
Bu problemi çözerek nasıl bir fayda elde edilecek?
Bilinmeyen nedir?
Henüz anlamadığın nedir?
Hangi bilgilere sahipsin?
Burada problem olmayan şey nedir?
Bilgi yeterli mi? veya Eksik mi? veya Yeni bilgi içermiyor mu? veya Tutarsız mı?
Problem için bir diyagram veya resim çizmeli misin? 
Problemin sınırları nerelerdir?
Problemi çeşitli parçalara ayırabilir misin? Bunları ayrı ayrı yazıp yazabilir misin? Problem parçaları arasındaki ilişkiler nelerdir? Problemlerde değişmeyen (hepsinde olan) unsurlar şeyler nelerdir?
Bu probleme daha önce rastladın mı?
Bu probleme benzer bir yapıda başka bir problemi daha önce gördün mü? İlintili olabilecek bir problem biliyor musun?
Aynı veya benzer bilinmezlere sahip bir problem düşünmeye çalış, eğer daha önce çözülmüş benzer bir problem bulduysan, bunu kullanabilir misin? Yöntemlerini kullanabilir misin?
Problemi başka bir şekilde tanımlayabilir misin? Kaç değişik tanımlama bulabildin? Daha mı genel tanım buldun? Daha özel bir tanım mı buldun? Kurallar değiştirilebilir mi?
Düşünebileceğin en iyi, en kötü ve en olasılıklı durumlar nelerdir?

Plan

Problemi çözebiliyor musun? Yada bir parçasını?
Çözüm neye benziyor? Somut hale getirebiliyor musun?
Bilinmeyenlerin ne kadarını sonuca bağladın?
Eldeki tüm bilgiyi kullandın mı?
Problemdeki temel tüm görüş ve bakış açılarını dikkate aldın mı?
Problem çözüm sürecini adımlara ayırabilir misin? Her adımının doğruluğunu belirleyebilir misin? (belirlenebilir mi?)
Hangi yaratıcı düşünce tekniklerini fikir üretmek için kullanabilirsin? Kaç farklı teknik?
Sonuçları belirleyebilir misin? Kaç farklı sonuç görebiliyorsun?
Problemi çözmek için kaç değişik yol denedin?
Diğer kişiler neler yaptı?
Çözümü sezgilerinle hayal edebiliyor musun? Sonuçları kontrol edebilir misin?
Ne yapılmalı?
Nasıl yapılmalı?
Nere de yapılmalı?
Ne zaman yapılmalı?
Kim yapmalı?
Neye ihtiyacın var?
Kim, neden sorumlu olacak?
Bu problemi başka bir problemin çözümünde de kullanabilir misin?
Bu problemi diğerlerinden ayıran diğerlerinde olmayan özellikler nelerdir?
Hangi aşama noktaları (milestone) ilerlemeyi en iyi görünür kılar?
Başarılı olduğunda, nasıl anlayacaksın?


Listenin orjinali ise aşağıdaki gibi

THE PROBLEM
Why is it necessary to solve the problem?
What benefits will you receive by solving the problem?
What is the unknown?
What is it you don’t yet understand?
What is the information you have?
What isn’t the problem?
Is the information sufficient? Or is it insufficient? Or redundant? Or contradictory?
Should you draw a diagram of the problem? A figure?
Where are the boundaries of the problem?
Can you separate the various parts of the problem? Can you write them down? What are the relationships of the parts of the problem? What are the constants of the problem?
Have you seen this problem before?
Have you seen this problem in a slightly different form? Do you know a related problem?
Try to think of a familiar problem having the same or a similar unknown
Suppose you find a problem related to yours that has already been solved. Can you use it? Can you use its method?
Can you restate your problem? How many different ways can you restate it? More general? More specific? Can the rules be changed?
What are the best, worst and most probable cases you can imagine?

THE PLAN
Can you solve the whole problem? Part of the problem?
What would you like the resolution to be? Can you picture it?
How much of the unknown can you determine?
Can you derive something useful from the information you have?
Have you used all the information?
Have you taken into account all essential notions in the problem?
Can you separate the steps in the problem-solving process? Can you determine the correctness of each step?
What creative thinking techniques can you use to generate ideas? How many different techniques?
Can you see the result? How many different kinds of results can you see?
How many different ways have you tried to solve the problem?
What have others done?
Can you intuit the solution? Can you check the result?
What should be done? How should it be done?
Where should it be done?
When should it be done?
Who should do it?
What do you need to do at this time?
Who will be responsible for what?
Can you use this problem to solve some other problem?
What is the unique set of qualities that makes this problem what it is and none other?
What milestones can best mark your progress?
How will you know when you are successful?




 

  • February, 2014
  • . Posted by ilkeraksu

Bakın spammer kim çıktı?

quup ile ilgili sürekli eleştirildik, en garibi sansürcülükle suçlandık oysaki porno resim atanlar ve spam yapanlar dışında şimdiye kadar kimse engellenmedi. Bütün bu olanların yanında sürekli sustuk öyle yada böyle yanlış anlamaya yol açacak, amacını aşacak diyologlara girmekten hep geri durduk.

Ancak dün ilginç bir şey oldu. Yapılanların herkes tarafından bilinmesi yapanın yanına kar kalmaması için buraya yazıyorum.

Çünkü çok şaşırdım, çünkü bu gibi bir acizlik karşısında susmak istemedim.

Bizim quup ta en hassas olduğumuz konu spam. İsteyen kendi quuıp'u altında istediğini söyle istediğini eleşetirir, istediği sitenin tanıtımını yapar.Eğer profiller incelense, ne kadar çok çeşit olduğu görülebilir. Ancak başka bir kişinin quup'u altına spam yapılmasına müsade etmiyoruz. Bunu tespit ettiğimizde ise, ki zaten şikayetlerden çok uzun sürmüyor, bu hesapları kapatıyoruz.

Spam diye bahsettiğim şey troll ile bile karışmasın. Bir tartışma anında dileyen fikrini söyler zaman zaman tartışma farklı boyuta da taşınır. Yazılan quup'un altındaki yorumların yönetimi ilgli quup'u atanındır, diler siler dilerse engeller. Şimdiye kadar hiç karışmadık.
 

Normalde durumda herkes kendi quup'u altına yazılan yorumları kendisi düzenliyor, hatta kimlerin yorum yazabileceği ile ilgili detaylı ayarlar var. Ancak spam mesajlarla ilgili bunu yapmamızın sebebi spam yapanların bir anda bir çok quup'un altına mesaj yazmaları. Bu spam mesajları spam yapılan kullanıcıların kendisinin silmesini beklemek haksızlık olur. Bu nedenle şimdiye kadar istisnasız uyguladığımız politika spam'a kesinlikle izin vememek.


Dün çok şaşırdığım bir olay oldu. 

Oldukça eski sayılabilecek bir hesap (Zibidi Gonzales) spam yapmaya başladı.  
Daha önce anlam veremediğim, bize karşı  eleştiriyi geçen suçlamaları olmuştu ama sonuçta ileri gitmemiştik normal tartışma boyutunda kalmıştı.

Ama bariz bir şekilde spam yapmaya başladı. Onlarca kullanıcının quup'u altına spam olarak girdi.  Şimdiye kadar ne quup'u eleştirenlere, ne takımı eleştirenlere hiç bir zaman normal bir kullanıcı gibi cevap vermekten öteye gitmedik.

Kendi profili altında istediği gibi mesaj yazabilirdi, kendisini takip edenler zaten bu mesajları görecekti, ancak aşağıdaki gibi spam yolunu seçti.

Spam4
 
Spam3
 
Spam2
 
Spam1
 

Bu spamdan sonra tüm spammerlara yaptığımız gibi, hesabı kapadık.

Daha sonra hasabın mergeen deki profiline bakınca  mergeen.com/zibidigonzales/  yaptığı spamdan gurur duyan bir post gördüm.

Dediği aynen şu
"Buraya gelmeden önceki adı lazım değil siteyi trollemeye ve spamlamaya başladım :D paso mergeen linki basıyorum"  

Yorumda da

"bakalım ne zaman ban yiyicem :D "

Yani yaptığı şeyin gayet farkında!! 
 

Mergeen1
 

Daha sonrasında da suçlamalara başladı
 

ff 1
 


Tekrar tekrar iki hesap daha açıp aynı şekilde spam yaptı. Yeni açtığı hesaplarda  da kapatıldı.
Kafası bozulmuş olacak mergeende bir post daha attı. Hem de yaptığı spam'ı gösterir şekilde

Mergeen2
Mergeen2

   

Şimdi buraya kadar, bunlar olur, daha önce de oldu, sonuçta çeşit çeşit insan var.

Ancak bu sefer beni çok ama çok şaşırtan hiç beklemediğim ilginç bir şey oldu.

Bunu yapanı internette aratmam ile şoke oldum.

Bunu yapan Mergeen.com 'un kurucusu Volkan Şengül çıktı.

Spam yapan hesap ile aynı email'i kullanan facebook hesabı ve whois kaydı aşağıda who.is/whois/volkansengul.com

Volkan Sengul1 1
Volkan Sengul1 1
VolkanSengul com 1
 

Üzüldüm, Kendine girişimciyim diyen birinin bu kadar aciz bir duruma düşmesini istemezdim. 

Hiç ummadığınız insanların sahte profiller altında ne gibi şeyler yapabildiğine örnek olsun, nasıl bir karaktere sahip olduğunun belgelenmesi adına buraya ve internete not düştüm.

Yazık

  • October, 2013
  • . Posted by ilkeraksu

Doğru söylüyorsun da

Nedense insanlar 10 sn de herşeyi anladıklarını zannediyorlar 

Beni daha çok şaşırtan ise, kendilerinin 10 sn de anladıklarını zannettikleri konuyu benim bunca yıldır bu konu üstünde çalışmış, bütün eforumu buna vermiş olmama rağmen anlamadığımı, görmediğimi düşünmeleri. 

 Bugün öneri formuna gelen bir yorum üstüne, aklıma sürekli anlattığım bir fıkra geldi.

iki kişi, balona binerek gezintiye çıkmışlar.
Bir süre sonra kaybolduklarını fark etmişler ve nerde olduklarını anlamaya çalışırken yakında bir bina görmüşler.
Hemen binaya doğru alçalmışlar,
balondakilerden birisi camda gördükleri birine seslenmiş.

-Biz Nerdeyiz? 
-Balondasınız ..   diye bağırmış camdaki.

Soruyu soran, "Tamam ben nerde olduğumuzu anladım" demiş
Microsoft binasının yanındayız.

Arkadaşı meraklanmış "Nasıl yani?, Microsoft Binası olduğunu nerden anladın?" 


Arkadaşı cevaplamış.

"Dediği doğru ama bir boka yaramıyor."
 


 

  • July, 2013
  • . Posted by ilkeraksu

Anlar II

Ben, ilk "Oğlum manyak mısın çık dışarı, biraz hava al" denenlerdendim.

Cuma akşamı eşofmanı giyip, pazar akşamı çıkardığım çok olurdu.
Commodore 64 isimli aylık bir dergiyi alıyordum, her satırını defalarca okurdum. Okuldan ileriydi benim için. 72 sayı almışım o dergiyi, düşünürsek üniversiteden daha uzun.

Dergide programlar bildiğiniz dergi eki olarak yazılı olarak verilirdi. Ne kaset ne disket.

Dergi ekini alırsın içinde en az 15 20 sayfa kod bulunur. Kod ama binary

A5 DE 23 56 2C B3 FF FE C8
B4 FF 18 AA E2 F9 DA 11 03

gibi sayfalarca yazı. Önce bir program yüklersin kasetten sonra saatlerce bunları yazarsın editore, eğer kardeşin gelip kabloya çarpmazsa, elektrik kesilmezse kaydedersin kasete. Onca uğraşın sonunda ekran basit bir top çıkar bıdı bıdı zıplar, o kadar.
 

Notlarım hiç yüksek olmadı, yüksek olsun diye istemişimdir ama çabam da olmadı pek. Çalışmazdım işte. Hatta fizik dersinden çoğu 7-8 alırken ben 4,5 tan 5 filan alırdım, çünkü hoca kitaptaki bölüm sonundaki soruları yada benzerlerini sorardı :))

Kolej 2. sınıftayken bir gün matematik dersindeydik, matematik hocamız herhalde sınıfa gaz vermek için "çalışın üniversiteyi kazanabilirsiniz, mesela bu sınıftan ilker Aksu, 2D den de ...  istediği üniversiteye istediği bölüme gidebilir" dedi. Tüm maceranın başladığı an  o oldu. Ben aslında alışmıştım polis olacaktım, bilgisayarla çok uğraşıyordum ama aklımda yoktu başka bişey.
Mademki istediğim üniversiteye gidebilirim o zaman "Bilgisayar Mühendisi olmak istiyorum" dedim.

Tabi demesi yapmaktan kolaydı.

Son sınıfta dersaneye gittim, erkekler arasında yatılı okul okuyan birisi olarak kafam karıştı :) sonra  üstüne 19 mayıs gösterilerini bizim okul yapacağı için sürekli hazırlık eklenince sınava pek hazırlanamadım. Yine de kazanamayacağım hiç aklıma gelmiyordu, Öylesine emindim ama olmadı. Böylece sancılı bir dönem başladı.

Ailem 70 lerde ben doğduğum dönemde bayağı bir zorluk çekmiş, o zamanlarda yaşadıkları genlerine işlemişti. Benim rütbeli polis olacak olmam, (her polis Kolejinde okuyan için vali olacak gözü ile bakılır) hayatımı garanti altına almış olmam vazgeçilebilecek bir lüks değildi.
 

Polis Koleji bitince ayrılmak istedim ama ailem izin vermedi. Bir sene çalışayım kazanırım, zaten iyi bir puanla açıkta kaldım dedim ama olmadı.Paşa paşa (siz bunu argoya çevirin) Ankarada Polis Akademisine başladım.

Polis Akademisi'nde ağırlıklı olarak bir sene hukuk okudum. Hukuk okumam kötü oldu diyemem sözel dersleri sevmem ama insan anlıyorki Hukuk çok önemli , sonra da şaşırıyor neden hala bu kadar haksızlık var. Herşeyi hukuk ile çözbilecekmişsin gibi geliyor.

Ama ben İstanbul'a dönmeye ve üniversiteye gitmeye kararlıydım. Hatta hafta sonları için dersaneye bile yazıldım. İki hafta sonu sonra güneşli havaları görünce dersane çabuk bitti :)  Sınav yaklaşana kadar ciddiye almasamda 4-5 ay kala kafama yine dank etti ve çalışmaya başladım. Bu sefer eskisi kadar kendimden emin değildim, beklentilerimi iyice düşürmüştüm. Öğretmen olmaya bile razıydım.

Sınav günü çok güzel bir gündü, bir önceki sene türkçe sorularını bile yapmaya vakit kalmamışken zaman su gibi akmışken, bu sefer çişim bile geldi, 40 dk arttı.

Sınavdan çıkınca kazanacağımı biliyordum, içim içime sığmadı koşmaya başladım, bayağı bir koştum, koştum, koştum.

Dönem sonu bütünlemeye kalmıştım, bütünleme sınavları bitti.
 
Haziran güneşinde bir öğlen , üstü açık bir şevrolenin arka kolduğunda, yüzümde rüzgar 
hayatımın en mutlu anında, Polis Akademisinden ayrıldım

Geri dönmeyeceğimi biliyordum.
 

  • February, 2013
  • . Posted by ilkeraksu

Anlar

Kısa, küçük, önemsiz, uc uca eklenince adına ömür dediğimiz anlar

ilker commodore

Ben küçükken pilot olmak isterdim hep. Orta okulun sonunda Kuleli Askeri Lisesine başvurduk. Belgeleri topladığım bir ara okula da uğradım, yaz tatili okul kapalı. Biraz bahçede vakit geçirdim, birkaç kişi var eve döneceğim, tam okuldan ayrılırken okulun çıkış kapısındayken binanın kapısında bir yazı gördüm uzaktan. A4 kağıda yazılmış, okunmayacak kadar uzaktaydı, nedense gittim okudum. Kağıtta Polis Koleji Sınavları için başvuru ile ilgili bir şeyler yazılıydı, okumakla kalmadım çıktım yukarı formları aldım. Sonra Polis Kolejine de başvurduk.Kuleli yi yedek 110. Polis Kolejini 39. olarak kazandım. Polis Koleji için hemen intibak eğitimine aldılar ordan dönünce Yalvaç’a (memleketim) tatile gittik biz tatildeyken Kuleli de yedek olarak sıra bana gelmiş, çağırmışlar (mektup ile)  aksilik haber veren olmayınca Kuleli’ye giremedim. Çağrıldığımı da seneler sonra öğrendim, üzülürüm diye benden saklamışlar.

Orta okuldayken bir arkadaşım vardı, çıkışta gider ona bilgisayar oyunu alırdık. Alırdık dediğime bakmayın, o alırdı. Aldığıda bir kaset. Ertesi gün nasıl oynadığını filan anlatırdı ama bir türlü o kaset ile ne oynadığını nasıl oynadığını anlayamazdım, merak ederdim. Benim bildiğim ses kaseti başından sonuna döner biterdi. Bilim ve Teknik dergisinin arkasında sürekli olarak Sinclair marka bilgisayarın reklamı olurdu gerçekte ne olduğunu bilmeden sürekli bilgisayarım olmasını hayal ederdim. Üstünden iki sene geçmişti Polis Kolejin birinci sınıfta (hazırlıktan sonra 1986 )  etüd başlamak üzereyken  baktım Ali  (Ali Çakıcı) arkada sırasında oturmuş deftere birşeyler yazıyor.
“Bu ne lan” dedim
“Bilgisayar programı” dedi.
ilk bilgisayar programını orda gördüm. Ali bana anlattı, anlattıkça çok sevdim.
Biz yatılı okuduğumuzdan bilgisayar yok ortada, Ali deftere program yazıyordu. Bir defterde benim oldu, senelerce deftere program yazdım ben, defterde debug ettim, hayalimde çalıştırdım. Sonra eve gidince yazıp denerdik.

Bir arkadaşa bilgisayar alındı, geldi ballandıra ballandıra anlattı. Çok zırladım sonra bilgisayar alsınlar diye. Önceleri anlatamadım bir türlü ne olduğunu, sonra babam “Nerden alıcaz” dedi.
Bir cuma günü babam beni almaya geldi okula, ordan çıktık Güngören’e gittik, Arçelik bayisi gibi bir yerdi. Commodore 64‘ ü aldık.Aslında ben hep bilgisayarı alınca şöyle süper bişi olucak, acayip mutlu olucam diye hayal ederdim ama kucağımda kutuyla eve giderken hiç bir şey hissetmedim.
Eve gidince bigisayarı açtım, Elektrik kablosunu,  sonrada tv çıkışını renkli televizyona taktım. O zamanlar her evde iki televizyon olurdu, biri renkli, biri de atmaya kıyamadığımız eski siyah beyaz olan. İlk defa meşhur Commodore mavi ekranını öylece gördüm. Bilgisayarla birlikte bir kaç oyun kaseti ve bir kitap vermişlerdi. Oyun kasetlerini taktım ama hiç bir şey çalışmadı, sonra kafa ayar programı diye bir kaset vardı onu taktım, ekrana çizgiler geldi. Yukarıdan aşağı sürekli akan bir şerit ve noktalar vardı,  bir de yazı “Çizgiler birleşene kadar vidayı çevirin”
O vidayı bir türlü bulamadım. Bu arada bizimkiler sıkıldılar ben birşey gösteremeden diğer odaya siyah beyaz televizyonda dizi izlemeye gittiler. Çok bozuldum bu işe. Birlikte verilen kitabı okudum ve orda anlatılanları yaparak (aynısını yazarak) ilk bilgisayar programımı yazdım. Bir döngü içerisinde 1 ile 6 arasında rasgele sayı seçerek  zar atıyordu. Heyecanla bunu bizimkilere gösterdim ama anlamadılar. Sonraki bir ay ben bu kafa ayar meselesini çözemedim,  ilk bir ayımda hiç oyun oynayamadım,  tek yaptığım şey, o kitaptan program yazmak oldu

  • May, 2012
  • . Posted by ilkeraksu